Vergi, devletin kişilerden ve kurumlardan kanunla belirlenen şekilde kamusal hizmetlerin yapılabilmesi amacıyla alınan paralardır. Vergi reformu, bu paraların kullanılacağı alan ve teşviklerle alakalıdır. Verginin harçtan ayrıldığı nokta zorunlu olmasıdır. Zorunlu olmakla birlikte vergi, ödeme gücüne göre herkesin farklı yükümlülüğe sahip olduğu ve anayasada yeri olan bir konudur.
Vergilerin birçok çeşidi vardır. Kendi içlerinde belli kodlarla isimlendirilen vergi çeşitleri, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca birçok alt başlık içerisinde incelenir. Genel itibariyle ise başlıca vergi çeşitleri dendiğinde 7 adet vergi türü aklımıza gelir.
Vergi Türleri
- Gelir Vergisi
- Kurumlar Vergisi
- Katma Değer Vergisi (KDV)
- Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)
- Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV)
- Damga Vergisi
- Emlak Vergisi
Bu vergi türlerini bir ön bilgi olarak sunuyoruz. Bu yazının konusu vergi reformuyla alakalı olduğundan biraz daha geniş perspektifte vergi türlerinin ne olduğu, yararı, tarihçesi ve vergi reformu uygulanan bazı dönemler örnekleriyle değerlendirerek açıklığa kavuşturmayı amaçlıyoruz.
Fransızca kökenli bir kavram olan “reform” kelimesi Türkçe’de; devrim yapmak, düzeltmek, iyileştirmek, geliştirmek, ıslah etmek kelimeleri ile eşanlamlı olup; yeniden biçimlendirmek, iyileştirme yönünde değişiklikler yapmak ya da bir sistemi yeniden düzenlemek anlamında kullanılmaktadır. “Vergi Reformu”, maliye ilmi açısından özel bir kavram olmakla birlikte, bilim insanlarının yaptığı tanımlar reformların mali olarak farklı noktalarına temas etmektedir. Bu durum toplumsal farklılıklar yanında, zaman içinde vergilerin işlevlerinde ortaya çıkan farklılıklarla da açıklanabilir.

Vergi reformu genel olarak, vergi yükümlülükleri, tahsilat yolları ve idaresinde yapılan değişiklikler olarak tanımlanmıştır. Birçok makale ve köşe yazısına konu olan vergi reformuyla alakalı farklı görüşler türetilmiştir.
Ülkemizde ve yurtdışında yapılan bazı tanımlamalar ise şu şekildedir:
Sadettin Turhan, vergi reformunu “vergi yükünün yurttaşlar arasındaki paylaşımının önemli ölçüde düzeltilmesi ve iyileştirilmesi çabaları” olarak açıklarken bir başka değerli maliye yazarı Kenan Bulutoğlu ise etkinliği sağlama amaçlı Pareto optimal yaklaşımıyla “hiçbir gelir grubunun vergi yükünü ağırlaştırmaksızın, toplam vergi yükünü azaltan değişikliklerin yapılması” olarak açıklar. Peacock ise “vergi yükünde (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla içindeki vergi oranı) ya da vergi sisteminin yapısında veya her iki konuda yapılması öngörülen değişiklikler” olarak tanımlamıştır.
Geniş bir perspektifle bakıldığında vergi reformu; vergi sisteminin eksikliklerinin, hata ve kusurlarının düzeltilmesi, zamanın gerisinde kalmış yetersizliklerinin telafi edilmesi, sistemin piyasa mekanizmasının işleyişiyle uyumlaştırılması, vergi yükünün toplumsal dağılımının değiştirilmesi ve kamu gelirlerinin yeniden düzenlenmesi amaçlarıyla vergi sisteminin yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi olarak ya da yukarıdaki tanımların ortak noktası olan değişim ve vergi yükü kavramlarını odak alan kısa bir tanımla; vergi yükünde olumlu değişiklikler meydana getiren düzenlemeler olarak tanımlanabilir.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca uygulanan iktisadi politikaların bazı dönüm noktaları vardır. Bu dönüm noktaları düşünüldüğünde vergi sisteminde oluşturulan değişiklikler ele alınmaya ve dönemlerin iktisadi-siyasi ideolojisinin ne derece vergi alanına yansıdığını görme fırsatı bulabiliriz. Dönemsel olarak ayırmak gerekirse 4 önemli başlık altında değerlendirebiliriz. Bunlar:
- 1923-1950 arası
- 1950-1960 arası
- 1960-1980 arası
- 1980-1991 arası olmak üzere 4 ana dönemde açıklanabilir. Her bir döneme damga vurmuş
farklı siyasal olgular yaşandığından, vergi reformları da bu minvalde değerlendirilerek hazırlanmıştır.
Gala Mali Müşavirlik olarak her hafta güncel konularda bilgilendirmeye devam edeceğiz. Bir hafta önceki içeriğimiz olan EYT’liler için 3 Başlıkta SGK Prim Teşviki ile ilgili merak ettiklerinizi okuyabilirsiniz.



